Sığ sevgilerle, doyumsuz bir nesil yetiştirmenin yolları

Son zamanlarda gerek mesleğim gerekse haftalık yazılarımdan dolayı insanları incelerken üzerinde düşünülmeden ezbere davranışlarla yetiştiren çocukların geldikleri noktanın hala dikkat çekemediğini görmek üzücü. Bu sistem nereden çıktı, kimler bu davranış biçimini bu insanlara öğretti bilmiyorum.

Ama dayanılmaz sonlarda, birbirlerine tahammül edemeyen ve gerçek sevgiyi bilmedikleri için sevemeyen, sevilmediklerini zannettikleri için etrafa kin besleyen, kendilerini değersiz gördükleri için saldırganlaşan veya tamamen içine kapanan yetişkinlerle dolu ortalık.

Antidepresanların bu derece yoğun kullanılmasının, uyuşturucunun yaşının ilkokul seviyesine inmesinin ve de cinselliğin sevgisizliğin doruğuna çıkmasının, anlamı kalmadığı için de sapkınlıklara yönlenmesinin veya tamamen farklı bir yön çizip, sadece internet üzerinden yaşanmasının sebepleri var.

20'li yaşlarda çocuğunuzu kötü eğitiyorsunuz adında bir kitap okumuştum. O kitap hala var ve tavsiye ediyorum. En minik örnek; bebeğimiz ayağını bir yere çarptığında veya düştüğünde veya benzeri olaylarda derhal kötü taş, kötü duvar denmesi ve hatta o nesneye her neyse tokat atılması geleneksel bir tavırdı. Başkalarını suçlayarak yaşamamın en güzel yolu. O dönemde tam algılamamıştım. sadece doğru gelmişti. Yıllar içinde başkalarını suçlayarak yaşamanın inanılmaz bir alışkanlık haline geldiğine çok şahit oldum. Ancak buradaki en vurucu nokta, bu yetişkinlerin kendi yetersizlikleri konusunda anne ve babalarını suçlamalarıydı.

Yıllık 3 günlük tatilime oğlumla çıktık. Havaalanında oturuyoruz. Yanımızdaki masaya bir kadın ve iki çocuğu oturdu. Biri küçük ve oğlan (!) diğeri 10 yaşlarında bir kız (!). Oğlan zır şımarık. Bağırıyor, çağırıyor. kadın "Hadi tatlım sus bak ama, olmadı, bak a bak şurada ne var"larla inanılmaz örnek bir anne olduğunu sergilerek konuşmaya devam ediyor. Sonunda oğlan hepsinin elindeki menüleri aldı ve hayırlar arasında yere fırlattı. Bende hayır atamazsın, madem attın hemen alman gerekir onları yerden dedim. Amacım tamamen kadının tepkisini görmekti.

Etrafındaki yaşlı, genç, gazete okuyan veya sohbet eden tüm insanları saygısızca es geçip, oğluna sevgi zannettiği gereksiz abartılı yağdanlık muamelesini yapmaya devam ediyordu ve oğlanın yaptığına tepki aynen şöyleydi; İki el sevgi ve şevkatle oğlunun yüzünde okşayarak, "Hayatım hadi ablan da yardım etsin, beraber onları yerden alın. Ama bak ablan yardım edecek" !!!!!!!!!!!

Ablanın kabahati ne? Neden anne yardım etmiyor? Madem çocuk bu kadar olağanüstü ve takdire şayan bir davranış yaptı, neden garsona toplatılmıyor? Veya neden çocuk kucağa alınıp alkışlanmıyor? Ki ileride kendi yaptığı tüm yanlışlarda kendini böyle okşayan ve illaki olayın yükünü başka birine, hatta bir kadına taşıtan bir adam olsun. Biraz sonra konu daha da hoşlaştı. Baba geldi. Oturdu. Konuyla asla ilgilenmedi. Cep telefonundan yüksek tonda BMW'sini nereye bıraktığını anlattı.

O sırada tek kişi olarak servis yapan genç garson oğluma, "Hadi aileleriyle gelenler neyse ama ailelerin ellerine uçak bileti verip, cebine para koyup gönderdikleri gençler çok daha fena" diye dert yanıyordu.

Nereden çıktı bu hatalara alkış, zararlı isteklere pantolon uyduramadık ama gömlek verelim davranış modeli. Sınıfını geçemeyen oğluna jip alma sonra da bir yerlerden toplama.

Gerçek sevgi sabredebilmektir. Ama davranışın doğru olmadığını anlatmaya. Çocuğun o konudaki ısrarına dayanmaya, doğruyu oturtana kadar emek harcamaya.

HAYIR demek, sevgi ister
HAYIR demek güç ister
HAYIR demek sabır ister
HAYIR demek en önemlisi; o konuya vakıf olmayı gerektirir.
HAYIR demek kendini bilmeyi, emin olmayı araştırmış olmayı gerektirir.
HAYIR demek kulaktan dolma bilgilerle veya kendine göre yorumlanan
kitaplarla değil çocuğunu hissetmekle, onu gerçekten sevmekle ve yaşamı doğru tanımakla olur.

Yaşamdan birlikte kaçtığınız çocuklarınız ileride uyuşturucu ve alkolle mücadele etmek zorunda kalırlar veya internet bağımlısı olup yaşamaz olduklarında, neden sorusunu sormayın çünkü büyük ihtimalle tu kaka yapılacak başkaları veya başka sebebler bulacaksınız.

Kılığına kıyafetine, gösterişine debdebesine onca para, zaman harcadığınız çocuklarınıza ruhsal kalitede bir zaman vermeyi deneyin. Çünkü onlar bunu hak ediyorlar. Sizin gösterişinize ve nefsinize uygun yönlendirdiğiniz bu minikler ileride, size aynı tonda gelecekler ve o zaman bunu taşıyamayacaksınız.

Kendi hayatınızı sadeleştiremezseniz de onun hayatını sadeleştirebilir, ona ihtiyacı olan her şeyi verebilirsiniz. Sizin nefsinizin ve beyninizin ihtiyaçlarını değil.

Onları hissetmek yaşamı hissetmektir. Çocuğunuz olması, onun hakkında en iyi düşünenin ezbere dayalı bir şekilde yaşayan SİZ olması doğrusunu getirmez. Eğer olsaydı bunca yaşamayan genç ortalıkta yaşıyormuş gibi yapmaz, içki, araba ve uyuşturucuyla eğlendiğini zannetmezdi. En hafifi gibi gözüken ve özünde ölüme götüren genç yaşta obeziteyi, şeker ve kalp hastalıkları çağımızın büyük bir tehlikesi.

20 yıldır hergün bir kreşin kapısından giriyorum ve en az 8 saat kalıyorum. Yüzlerce çocuk büyüttüm. Çoğunun da yaşamını takip edebiliyorum. Sadece bir dakika ara verin, nefes alın ve çocuğunuza gerçek sevgiyi arada siz, arkadaşlarınız, eşiniz, eşinizin ailesi olmadan verdiğiniz anları düşünün :)

Eğer samimiyseniz ve savunmaya geçmiyorsanız, çok şeyi değiştirmeniz gerekebilir. Ve eğer siz bunun farkına varacak yüreğe sahipseniz sizinde çocuğunuzun da yaşamı değişir, başka yaşamları değiştirmeye doğru yol alarak :)

Bu yazıyı tatilde yazmış ve sonrasında da yaz günü keskin bir yazı olmasın, gönül kırılmasın diye düşünüp vazgeçmiştim. Ama son duyduğum bir örnek, beni üzmenin ötesinde yetiştirdiğim, emek verdiğim bir çocuğuma göz göre göre yapılan davranış, beni yazıyı göndermeye sevk etti.

Çocuğunu belli bir bakış açısı olduğu net bilinen özel bir okula yazdıran annenin cevabı; "Aman onların bakış açısı öyle ama başka bir şeyleri yok ki" !!!! İnanamadım. O bakış açısının hedefine ulaştığı anda geleceği yerde çocuğunu ve başka çocukları bekleyen geleceğe para yatırdığı, maddi olarak yardım ettiği yetmiyormuş gibi, kendi evladını da veriyordu. Ne için ??? Sorusunun cevabını vermeyi çok isterdim.

Ama bu cevapların hepsini çocuklar yıllar içinde veriyorlar.

Her şeye rağmen güneşli güzel günlerde, mutlu kahkahalarla dolu neşeli günler diliyorum.

Sevgiyle, Ayla

Sevgiyle,




 

© 2005 www.aylaozaygen.com