Adı her ne olursa olsun, dünyayı ayakta tutan
enerji Bir'dir.
Aslında herkesin kendi realitesinde algıladığı bu enerji sistemleri,
alan herkesi kendi yolunda, olması gereken yere getirir ve gecikmiş
olanları hızlandırır.
Evren le ilişkiye girildiğinde her ne yolla ve her ne isimle
olursa olsun, evrensel gerçeklerle yüzleşiyor, yakınlaşıyor
ve birkaç aşama sonra o sistemle bir oluyorsun.
Kolay olmayan bir yolu seçtiğini görüyor ancak devam etmemek
adına yapacak birşeyin kalmadığının da farkındalığını yaşıyorsun.
Ruhsal ve Fiziksel her sınavınla karşılaşıyor, ilk aşamadan
sonra evrenin dilini kavramaya başlıyorsun.
Yaşadıkların anlam kazandıkça, sebeplerini anlıyor, olayları
çözüyor ve bir süre sonra bu dilde iletişim kurmakta zorlanmıyorsun.
İşte bu noktada dünyaya gelirken halletmek üzere yanına aldığın
Mücbir Noktanla karşılaşıyorsun.
Evet Dünya ya inerken tüm yaşam programını etkileyen noktan;
Korkuların
Kendini ve Tanrı'yı ve de tüm yaşamı algıladığın yerde; devreye
giren tarafın, yani İnsanca Duygularını kabul etmekten başka
bir yol kalmadığını görüyorsun.
Görmek, uygulamak, benimsemek, kabullenmek bazen uzun yıllar
sürüyor.
Kendini yaşamın akışına bıraktığını söylediğin her günün arkasında,
aslında akıntıya karşı nasıl debelendiğini gösterir bir olay
yaşıyorsun.
Yine insan tarafın ağır basıyor.
Aslında birçok şey Tanrı'nın bir parçası olduğunu bilmekle başlıyor.
İnsanca duygularını reddetmeye başlaman da ..
Bu noktada Reiki veya başka enerji sistemleri önemli olmaktan
çıkıyor.
Özünde önemli olan yaşamın içimizden akışına izin vermek.
Çocukların doğuştan açık olmaları bunun en güzel delili.
Büyüdükçe kapanmaları da tabii.
Ancak kendini seven bir insan kendini tanıma cesaretini gösterebilir.
Ve sevgisi olan bir insan korkularına yaklaşabilir.
Başkalarını sevebilir, onların korkularını tanıyabilir.
.... Bu noktada şifa vermek başlar.
.... Bu noktada şifa verebilecek bir ruha sahip olunabilir.
Hizmet etmeyi bilen bir kişinin ilk öğrendiği şey, öğrendiklerini
vermektir.
Bu konumun asla hüküm yeri olamayacağını da bilir.
Soruları ve cevapları ile, bir başkasının ruhsal yolculuğunun
ancak o kişinin kendisi tarafından kendi deneyimleriyle yürüyeceğini
bilir.
Bu onu yaşamlara hükmek noktasından çıkarırken,
kişinin kendi yaşam deneyimi ile sorumluluklarının dışına çıkmasını
da engeller.
Sevgi bazen taşımayı bazen de bırakmayı gerektirir.
Bu noktanın ayırımına varmak ise ancak kendi deneyimlerinde
bırakılmış ve kaldırılmış insanların bunun bilinciyle gelişmesinde
olur.
Bu hem çok kişisel, hem de çok birlikte bir yolculuktur.
Yolculuk esnasında bir süre birlikte yürüdüğümüz kişilerin değişmesi,
geride kaldığımızı düşünmemize sebep olmadığı gibi değerimizi
de etkilemez.
Hala Tanrı'nın bir parçası olma özelliğimizi yitirmemişizdir.
Ve bizler bunu hiçbir zaman yitirmeyiz.
Hiçbir enerji, hiçbir öğreti bizim yaşmımıza hükmedemez. Hizmet
eder.
Hiç sorunsuz, hiçbirşey yaşamadan, inanılmaz rahatlıklar içinde
yaşanabileceğini söyleyen insanlar, guruplar ve öğretiler olabilir.
Ancak yaşamda amaç gelişmek ve öğrenmekse, bunlardan kaçmak
sadece korkularımızın eseri olabilir.
Asıl olan tüm yaşanılanları algılayabilmek. Kendimizle yüzleşebilmek.
Korku, kin, öfke, kıskançlık gibi rengarek duygularımızla başa
çıkmaya çalışırken, sırtımızı Tanrı'ya evrenin işleyişine bırakmak.
Ve aynı zamanda rüyalarımızda bunlarla başa çıkamadığımzı gördüğümüzde
gülümsemek.
Anlamak. Öğrendiklerimizi, yaşadıklarımızı koltuk değneği olarak
kullanıp, kendimize veya başkalarına zarar vermemeye çalışmak.
Bazen de verdiğimiz zararların içinde takıldığımızda, daha fazla
yara aldığımızı bilerek, ayağa kalkmayı ve öğrenmeye devam etmeyi
başarmak.
Kendimize, Yaşam'a ve herkese özgürlük tanıyabilmek.
Severek ve en önemlisi UMURSAYARAK bunu yapmak.
Anlamakla sonuçlanan ruhsal gelişimin bir bölümü,
yaşamın bu noktasında kendinle beraberliği getirir.
Yalnızlığın tadı..
Bu gerçek anlamda innaılmaz bir lezzet sunar gönüle....
Ve bu gönüler ki, başka gönüller için burada olduklarını bilir
ve ona göre yaşarlar.
sevgiyle,